T.C. M.B.Döviz Kurları

 

KARINCA

Böcekler Âleminin En Çalışkan Üyesi: KARINCA

KARINCA, çalışkanlığıyla tanınmış bir böcektir. Karıncaların yaşayışı bir bakıma bizim yaşayışımıza benzer. Topluluklar halinde yaşarlar, aralarında geniş bir iş bölümü kurmuşlardır.

Karınca yuvalarını şehirlerimize benzetebiliriz. Bir tek yuvada yüzlerce, hatta binlerce karıncanın yaşadığı olur. Bunlardan kimisi yavrulara

bakar, kimisi yuvanın temizliğiyle uğraşır, kimisi besin taşır, kişimi de yuvanın korunması işiyle uğraşır.

Bazı karıncalar yuvalarının derinliklerinde özel bir odada mantar bahçeleri yaparlar. Başkaları da bir çeşit böcek yetiştirirler, karıncalar bu böceklerden elde ettikleri tatlı bir sıvıyı yerler. Bu, bizim koyun, sığır yetiştirmemize benzer. Bir kısım karıncalar başka karıncaların yavrularını çalarlar, onlara hizmetçilik ettirirler.

Karıncaların yuva yapma, besinlerini sağlama içgüdüsü de çok kuvvetlidir. Böylece başka birçok böceklerin yaşayamayacağı yerlerde yaşayabilirler.

 


 

Karıncalarda Toplum Hayatı: Karıncalar topluluklar halinde yaşadıkları için devamlı olarak birbirleriyle yardımlaşırlar. Hayatları bu yardımlaşma üzerine kurulmuştur. Bir karınca topluluğunda üç çeşit karıncaya rastlanır: "Dişi karıncalar" (kraliçeler), "erkek karıncalar", "işçiler - işçi karıncalar". Kraliçeler yumurta yapar. Yuvanın anası onlardır. Erkek karıncalar yuvada hiçbir işe bakmazlar. Onların görevi dişilerle çiftleşmektir. Dişi karıncalar çiftleşmeden yumurtlarsa, bu yumurtalardan yalnız erkek karınca çıkar. İşçi karıncalar da dişidir ama, onlar hiç çiftleşmez. Bütün işi hemen hemen yalnız yapar, bazen de kraliçelerden yardım görürler. İşçi karıncalar da bazen yumurta yaparsa da bunlardan yalnız erkek karınca çıkar.

Kraliçeler, genel olarak, işçilerden iridir. Bazı çeşitlerde erkeklerin de iri olduğu görülür. Karınca yuvalarının çoğunda kraliçelerle erkeklerin

 

sayısından çok işçi vardır. Bazı yuvalarda bir tek kraliçe karınca, bazılarında birkaç kraliçe karınca birden bulunur', işçilerden bir kısmı asker olarak iş görür. Bunların sivri çeneleri vardır, yuvalarını korumak için düşmanla kıyasıya dövüşürler. Bazen bir yuvadaki karıncalar birbirleriyle hiç dövüşmezler. Aynı yuvadan iki işçinin dövüşür gibi hareketler yaptığı görülürse de, onlar gerçekte kardeşçe güreşiyorlardır. Sonunda ikisi de bir zarar görmez.

Karıncaların Vücut Yapısı: Zarkanatlılardan olan karıncaların vücudu bütün böcekler gibi baş, göğüs, gövde olmak üzere üçe ayrılır. Karıncaların iskeleti bizimkine benzemez. Bu iskelet hayvanın vücudunu dıştan kuşatır; sert tabakalardan meydana gelmiştir.

 

Kraliçe.
Erkek karınca

Baş. — Karıncanın başında beyin, bir çift göz, duyargalar, ağız vardır. Duyargalar hayvanın duyu organlarıdır. Bunlar hem dokunma, hem koklama duyusu İşini görür. Karıncalar yuvalarını da başka yuvalardan duyargaları vasıtasıyla ayırırlar. Çünkü her yuvanın başka bir kokusu vardır. Karıncaların birbirleriyle anlaşma işinde de duyargalarını kullandığı sanılıyor. Çünkü karşılaşan iki karıncanın bir an durup duyargalarını birbirine dokundurdukları, sonra yola devam ettikleri sık sık görülen bir olaydır.

Karıncaların gözü birçok küçük gözden meydana gelmiş bileşik bir gözdür. Kraliçelerle erkek karıncaların çoğunda aynı zamanda Uç normal göz daha bulunur. Bunların görüşü işçilerinkinden daha keskindir. Birçok işçiler ancak birkaç santim önlerini görebilirler, bazıları da hiç görmez.

Karıncaların çenesi çok kuvvetlidir. Yanlara doğru açılıp kapanır, böylece makas işi görür. Bazı asker karıncaların çenesi sivridir; bunu kılıç gibi kullanırlar. Daha başkalarınki testere gibidir, bu sayede yaprakları parçalayabilir, topladıkları taneleri yuvalarına taşırlar. Karıncalar yavrularını da ağızlarında taşır. Bazı küçük karıncalar katı ve sıvı besinleri yiyebildikleri halde ergin karıncalar katı besin yiyemez. Ağızlarındaki özel bir bölmeye aldıkları taneleri sıkıp suyunu yutarlar.

Göğüs. — Bütün böcekler gibi karıncaların da göğsüne bağlı üç çift bacağı vardır. Bacaklar üç eklemlidir. Son eklem taraklıdır, hayvan bununla vücudunu temizler, parlatır. Bu son eklemde aynı zamanda tırnak bulunur. Karıncaların kuvvetli bacakları çok hızlı koşmalarını sağlar. Bir insan kendi cüssesine göre karınca kadar hızlı koşabilseydi, saatte 60 km. koşabilirdi. Karıncalar sıcak havada soğuk havadakinden daha hızlı koşarlar. Birçok karınca cinsinin kraliçeleriyle erkeklerinde kanat vardır. Bu kanat da göğse bağlıdır, işçilerin kanadı yoktur. Erkeklerle dişiler de kanatlarını ancak çiftleşme mevsiminde bir tek uçuş için kullanırlar. Bundan sonra erkekler ölür, dişilerin de kanadı düşer. Bazı çeşitlerinin kanadı yoktur.

Karın.Karıncaların karnında iki mide vardır. Bunlardan birincisi karıncanın kendisi için yediği yiyeceklere ayrılmıştır; öbürü ise "toplumsal mide"dir. Başka karıncalarla paylaşılacak besinler burada biriktirilir. Bir karınca besin toplama işinden yuvasına dönünce aç karıncalar duyargalarıyla ona dokunur. Bunun üzerine, karınca "toplumsal" midesini sıkıştırarak bir damla besin çıkarır. Bu damla hayvanın ağzına gelince öteki karıncalar hemen emer. Ortaklaşa mide öbür mideden biraz daha büyüktür.

Karıncanın Silahları

Karıncaların çoğu sokmaz. Ancak bazısı sokar. Bunların kuyruksokumundaki iğnelerini batırmaları şiddetli bir acı verir. Meksika'nın güneybatısındaki bir çeşit karıncanın sokması çok acıtır. Bu bölgede yaşayan Kızılderililer ölüm cezasına çarptırdıkları bir kimseyi bunların yuvası yanında bir yere bağlarlar. Karıncaların üşüşüp sokması suçluyu büyük acılar içinde öldürmeye yeter. Karıncalardan çoğunun en önemli silahı çeneleridir. Isırarak kendilerini korurlar. Bazı karıncalar ısırılan yere "karınca" asidi" (formik asit) püskürtürler. Bu, ısırılan yerin acımasına yol açar. Bir çeşit karıncanın çenesi o kadar kuvvetlidir ki, kafaları kopsa bile ısırdıkları yeri bırakmazlar. Bazı vahşi kabileler halkı bu karıncaların çenesini kesilen yerlerinin iki ucunu tutturmak ta kullanırlar. Başka bir kısım karıncalar düşmanlarına doğru pis kokulu bir sıvı püskürterek kendilerini korurlar, öte yandan, bazıları tehlike karşısında kaçar, bazıları da kıvrılıp yatarak kendilerine ölü süsü verir.

Yeni Bir Yuvanın Doğuşu Bütün karınca yuvalarında, günlerden bir gün, genç erkeklerle dişilerin güneş altında kaynaştığı görülür. Buna halk "karıncaların düğünü var" der. Çok geçmeden, uçarlar. Bu uçuşta her kraliçe bir ya da birkaç erkekle çiftleşir. Bundan sonra yere düşerler. Erkekler çiftleşmeden sonra pek yaşamaz. Dişiler ise ömürlerinin sonuna kadar her üç cins karıncayı meydana getirecek yumurtaları yumurtlarlar.

Genç kraliçe çiftleşme uçuşundan sonra bir ara yerde kalır. Sonra, büyük bir dikkatle, kanatlarını koparır. Yaz günleri karınca yuvalarının yanında sayısız kanatlar görebilirsiniz.
Daha sonra kraliçe yuva yapmak için uygun bir yer arar, toprağı kazarak küçük bir odacık açar. Günlerce uğraşarak bu işi tamamladıktan sonra birkaç yumurta bırakır. Bunları bir araya topladıktan sonra başında beklemeye başlar. Bu arada göğsünün içindeki kanat kasları yavaş yavaş yağ haline geçer. Bu yağın bir kısmı sıvı halinde

kraliçenin ağzına gelir. Bu sıvı sonradan yavruyu beslemeye yarayacaktır.
Birkaç gün sonra yumurtalardan yumuşak beyaz larvalar çıkar. Kraliçe bunları ağzındaki sıvıyla besler. Larvalar birkaç defa deri değiştirdikten sonra normal bir karınca büyüklüğünü alır. Bundan sonra larvalar "pupa" haline geçer. Karıncaların başkalaşımının bu devresinde hayvan bir şey yemez, pek az kıpırdar. Bu arada duyargalar, ayaklar belirir. En sonunda, pupanın derisi ikiye ayrılır, içinden gelişmiş bir işçi karınca çıkar.

 

İşçi karıncalar ortaya çıktıklarından biraz sonra yuva için çalışmaya başlarlar. Bu arada ilk iş olarak kraliçenin besinini düşünürler. Çünkü ana karınca belki de doğduğu yuvadan ayrılalı beri hiçbir şey yememiştir. Böylece, işçilerin yardımıyla beslenmeye başlayan kraliçe yeniden yumurtlar. Artık işçiler onun bütün ihtiyaçlarını yerine getirmektedir; Onu besler, vücudunu temi2ler; düşmanlarından korurlar. Bir kısım işçi de larvalara bakar, onları besler. Larvaları, pupaları durmadan bir odadan bir odaya taşırlar. Bu, onların eşit miktarda rutubet ve sıcaklık almalarını sağlamak içindir, öte yandan, başka işçiler yeni yeni odalar kazarak yuvayı genişletirler. Bu odalardan bir kısmı yiyecek deposu, bir kısmı larva ve pupa bakım yeri olarak kullanılır. Böylece, bîr tek kraliçenin temelini attığı yuva, işçilerin çoğalmasıyla yıldan yıla büyür.

Kraliçe hayatının ilk yıllarında sadece işçi yumurtaları yapar. Yaşlandıktan sonra erkek ve dişi karıncalar verecek yumurtalar da yumurtlamaya başlar. Bunlar kanatlandıktan, bir tek çiftleşme uçuşlarını yaptıktan sonra yuvadan çıkar, bir daha da dönmezler, erkekler ölür, dişi de yeni bir yuva kurar. İhtiyar kraliçe, kendi çocuklarıyla, işçilerle yuvada kalır. Yaşlandıkça iskeletini meydana getiren tabakalar sertleşir, kıpırdayamaz olur. ölünce işçiler ölüsünü dışarı atarlar. Bazı yuvalarda kraliçenin ölümü üzerine bütün yuva dağılır. Bazı cins karıncalarda ise işçiler başka bir kraliçeyi yakalayıp, kendi yuvalarına getirirler, bu kraliçe ölü kraliçenin işlerini üzerine alır.

Karıncaların Düşmanları

Karıncaların başlıca düşmanları bazı kuşlar, ayrıca karıncayiyen gibi, karıncalarla beslenen hayvanlardır. Karıncaların daha, başka düşmanları arasında bir kısım böcekler de vardır. Bunlardan bir çeşidi yumurtasını doğrudan doğruya karıncaların vücuduna bırakır. Yumurtadan çıkan yavrular o karıncayı içinden yerler, öte yandan, bazı karıncalar da daha küçük karıncaları avlar. Yurdumuzda yaşayan karıncalardan çoğunun ne önemli bir zararı vardır, ne de faydası. Yalnız, bazı çeşit karıncalar meyve bahçelerine zarar verir. Evlere dadanan karıncalar da birçok yiyeceklere, hele tatlılara üşüştükleri için zararlı olurlar.

Çayırlık yerlerde yaşayan karıncalar dışarı attıkları topraklarla çayırların güzelliğini bozarlar. GUI biti besleyen karıncalar bu zararlı böceğin bitkilere yayılmasına yol açar. Zararlı böcekleri yiyen bir kısım karıncalar ise, çiftçileri, bahçıvanları bu böceklerden kurtardığı için faydalıdır. Afrika yerlileri bir çeşit karınca türünün kraliçelerini toplayarak kızartıp yerler. Zararlı karıncalar yok edilmek istenirse bunların yuvasına ya kaynar sabunlu su ya da karbon disülfit eriyiği dökmek yeter. Karıncalardan kurtulmanın başka bir yolu da yuvalarının yanına zehirli yemler bırakmaktır. İşçi karıncalar bunları yuvalarına taşırlar bunları yiyen karıncalar ölür, bütün yuva yok olur.

KARINCALARIN HAYATINDAN İLGİ ÇEKİCİ SAHNELER

İNEK BESLEYEN KARINCALAR

Birçok karınca çeşidi gül biti, kırmız böceği gibi küçük böcekleri yetiştirir. Mısır tarlalarında rastlanan kahverengi karıncalar bunlardandır. Karıncalar tıpkı insanların koyunlara, ineklere yaptığı gibi, yetiştirdikleri gül bitlerine çobanlık ederler. Gül bitinin, kırmız böceklerinin emdikleri bitki Özsularının bir kısmı vücutlarında tatlı bir sıvı haline gelir; karıncalar bunu pek sever, onlara hafif hafif vurarak bu tatlı sıvıyı sağarlar. Bunlara, karıncaların sağmak için besledikleri inekler diyebiliriz.

Karıncalar bu ineklerini, çevrelerine ottan, topraktan çitler yaparak düşmanlarından korurlar. Kışın da bunların yumurtalarını yuvalarında saklar, baharda dışarı çıkararak, beslenebilecekleri bitkilere bırakırlar. Zengin özsuyu emebilsinler diye karınca çobanlar bunların yerini sık sık değiştirir, bir daldan bir dala götürürler.

DEPO KARINCALAR

Bazı karıncaların başlıca besinini mazı meşesinden elde ettikleri bir çeşit tatlı madde teşkil eder. Hayvanlar bunu yuvalarında depo ederler. Ancak depo edecek kaplan olmadığından kendileri canlı depo görevini yerine getirirler. Depo işini yapacak olan karıncaların mideleri kendi vücutlarının birkaç misli büyür. Bunlar bir odanın tavanında baş aşağı dururlar. Acıkan karıncalar oraya gider, depo karıncalar da onlara depolarından bir damla tatlı sıvı verir.

CANAVAR KARINCALAR

Afrika ile Güney ve Orta Amerika'da yaşayan bir çeşit karıncanın besinini tamamen böcekler ve başka büyük hayvanlar meydana getirir. Bunların yuvası yoktur, boyuna av peşinde dolaşırlar. Kraliçelerini yavrularını korumak için onları aralarına alarak büyük bir top meydana getirirler. Ordu karıncaları diye anılan bu karıncalar kördür ama, hiçbir şeyden korkmazlar, çok yırtıcıdırlar. Küçük olsun, büyük olsun, yakaladıkları her çeşit hayvanı yerler. İnsanlar bile bunlardan korkar, ancak ateş yakarak hücumlarını durdurabilirler. Bir köye bu karıncalar saldırınca herkes köyü bırakıp kaçar. Geri döndüklerinde köyde bir tek canlı hayvan kalmadığını görürler. Canavar karıncalar her eve girmiş, fareden yılana, daha başka böceklere varıncaya kadar bütün canlıları yiyip bitirmiştir.

 

ilaçlama    |   Hakkımızda  | Araç Parkuru |    Firma Görüntüleri  |   İletişim  |   İstek Formu   |

2007 © Prestij İlaçlama

İSTANBUL'UN tüm semtlerine aynı fiyata İlaçlama servislerimizi gönderiyoruz     sitemap.xml

 

İlaçlama | Pire İlaçlama| Hamam Böceği | Kalorifer Böceği İlaçlama | Haşere İlaçlama | Fare İlaçlama | Bit İlaçlama | Akrep İlaçlama | Tahta Kurusu İlaçlama| Karınca İlaçlama

 
Web Stats - Kene - Hamam Böceği - Böcek İlaçlama Tahta Kurusu - Kalorifer Böceği - Pire İlaçlama